Sevilay Abudaram

Teşvikiye Mah. Poyracık Sk. Feza Apt. No: 18 D: 4 Kat: -1 Nişantaşı Şişli İstanbul

0532 229 84 77

info@drsevilayabudaram.com

Son Yazılarım

Cinsellik Bittiğinde İlişki Ne Söyler?

Cinsellik, bir ilişkinin en önemli parçalarından biridir. Sadece fiziksel bir temas alanı değildir. Yakınlığın, paylaşımın, arzunun, haz almanın ve haz vermenin alanıdır. Daha da önemlisi, partnerlerin birbirlerine en savunmasız halleriyle temas ettikleri yerdir. İnsan cinsellikte kendini gizleyemez. Bedeniyle, arzularıyla, sınırlarıyla, ihtiyaçlarıyla oradadır. Bu yüzden cinsellik, ilişkinin güven, sevgi, tutku, heyecan ve bağlılık düzeyini en çıplak haliyle gösteren aynalardan biridir.

Çoğu ilişkide cinselliğin bitişi bir “sonuç”tur, bir “sebep” değil. Ama ne yazık ki çiftler bunu genellikle tam tersi sanır. “Cinselliğimiz yok” diye gelirler; oysa asıl mesele cinselliğin çok daha öncesinde, ilişkinin duygusal zemininde çatlamaya başlamıştır. Cinsellik yok denecek kadar azalmıştır. İlişki adeta kangren olmuş, can çekişmektedir. Ama çift, bunu dillendirmeden, konuşmadan, sanki hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya devam eder. Gündelik hayat akıp gider: iş, ev, çocuklar, sorumluluklar. Sorun konuşulmaz, üstü örtülür. Ta ki, eşlerden biri bu sessizliği daha fazla taşıyamayana kadar.

Cinsellik azaldığında ya da tamamen bittiğinde, ilişki çok güçlü bir alarm verir. Çünkü cinsellik yoksa, çoğu zaman yakınlık da yoktur. Derin paylaşım da yoktur. Birbirine dokunabilen iki beden değil, aynı evde yaşayan iki yabancı vardır artık.

Bu noktada ilişkide genellikle şunlar vardır:

  • Konuşulamayan, ertelenmiş meseleler
  • İçte biriken ama ifade edilemeyen öfke
  • Görülmediğini, duyulmadığını hissetme
  • Değersizlik duygusu
  • Tamir edilememiş hayal kırıklıkları

Cinsellik, bu duyguların hepsine karşı son derece hassastır. Çünkü beden, ruhun taşıyamadığını taşımak istemez. Kalp kırıklıkları, kırgınlıklar, incinmeler çözümlenmeden beden yakınlığa izin vermez. Bu yüzden cinselliğin bitmesi, “isteksizlik” meselesi değildir yalnızca. Çoğu zaman bu, bilinçdışı bir geri çekilmedir. Bir tür korunma halidir. İnsan, incindiği yere yeniden açılmak istemez.

Bazı çiftlerde cinsellik tamamen ortadan kalkmaz ama mekanikleşir. Görev gibi yapılır. Duygu yoktur, temas vardır. Yakınlık yoktur, eylem vardır. Bu da ilişkideki kopuşun başka bir göstergesidir. İlişkilerde sıkça görülen bir savunma mekanizması da şudur; “Biz iyi anlaşıyoruz, cinsellik olmasa da olur.” Oysa bu cümle çoğu zaman gerçeği değil, kaçışı anlatır. Cinselliğin olmadığı bir ilişkide, taraflar genellikle duygusal olarak da birbirlerinden uzaklaşmıştır. Sadece bunu kabul etmek çok daha zordur.

Cinsellik; ilişkiye canlılık verir. İlişkinin “biz” alanını besler. İki insanın yalnızca ebeveyn, iş arkadaşı, ev arkadaşı değil; kadın ve erkek, partner ve sevgili olarak kalmasını sağlar. Cinselliğin bitmesi demek, ilişkinin konuşulmamış meselelerle dolu olduğu anlamına gelir. İlişki “yardım istiyordur”. Ama bunu kelimelerle değil, beden diliyle yapıyordur. Bu yüzden bu alarmı görmezden gelmek, ilişkiyi yavaş yavaş içten içe çürütür. Çiftler çoğu zaman şöyle der; “Bir anda olmadı, yavaş yavaş koptuk.”

Evet. Çünkü sorunlar da yavaş yavaş birikir. Kırgınlıklar üst üste gelir. Ve sonunda cinsellik, ilişkiyi korumak için kendini geri çeker. İyi haber şu: Cinsellik çoğu zaman geri kazanılabilir. Ama bu, yalnızca “yeniden denemekle” olmaz. Önce ilişki konuşulmalıdır. Öfke görülmeli, kırgınlıklar onarılmalı, değersizlik duygusu çalışılmalıdır. Güven yeniden inşa edilmelidir. Çünkü cinsellik, güvenin bedenle ifade edilen halidir. Güven yoksa, beden de kapanır.

İlişkinizde cinsellik azaldıysa ya da bittiyse, bunu görmezden gelmeyin. Bu bir utanç değil, bir sinyaldir. Ve her sinyal gibi, dikkate alındığında iyileşme ihtimali taşır. İlişkiyi kurtaran şey, sorunun kendisi değil; o soruna bakabilme cesaretidir.