Birçok çift ilişkilerinde yaşadıkları sorunları konuşurken finansal meselelerden, çocuklardan, gündelik hayatın yoğunluğundan ya da iletişim problemlerinden bahseder. Ancak çoğu zaman gözden kaçırılan çok önemli bir alan vardır, cinsellik. Oysa cinsellik, bir ilişkinin yalnızca fiziksel bir boyutu değildir. Cinsellik, ilişkinin en ham halini gösterir. Çünkü cinsellik; savunmaların, filtrelerin, sosyal rollerin ve günlük maskelerin büyük ölçüde ortadan kalktığı bir alandır. Orada çoğu zaman düşünceler değil duygular konuşur. İki insanın birbirine en savunmasız haliyle yaklaşabildiği, kendini partnerine emanet edebildiği bir alandır.
Cinsellik aynı zamanda duyguların dans ettiği bir haz ve yakınlık alanıdır. Bu alanda çiftler yalnızca fiziksel bir temas kurmazlar. Aynı zamanda şunları da paylaşırlar; güven, arzu, kabul edilme hissi, görülme ve değerli hissetme duygusu. Bu yüzden cinsellik yalnızca bedenlerin değil, duyguların da buluştuğu bir alandır.
Cinsellik, İlişkinin Taşıyıcı Kolonlarından Biri
Bir ilişkiyi ayakta tutan bazı temel kolonlar vardır. Bunlar, güven, saygı, sevgi, paylaşım ve yakınlıktır. Cinsellik ise bu kolonların en görünür hale geldiği alanlardan biridir. Bu yüzden bir ilişkide cinsel doyum azalmaya başladığında, çoğu zaman bu yalnızca cinsel bir sorun değildir. Aslında bize daha derinde olan bir şeyi anlatır. Cinsel doyumun azalması çoğu zaman şu mesajı verir; “Bu ilişkide yakınlık ve paylaşım alanı daralmaya başladı.” Çünkü cinsellik tek başına yaşayan bir alan değildir. Onu besleyen şeyler vardır. Bunlar; duygusal yakınlık, paylaşım, güven, partnerin birbirine alan açması gibidir. Eğer bu alanlarda bir zayıflama varsa, bu çoğu zaman en önce cinsellikte kendini gösterir. Bu nedenle cinsel doyumun azalması bir ilişkinin erken uyarı sistemlerinden biridir.
Kolonda Çatlak Varsa Görmezden Gelmeyin
Bir binayı düşünün. Eğer taşıyıcı kolonlardan birinde çatlak oluşursa, o çatlağı halının altına süpüremezsiniz. Görmezden gelmek binayı sağlamlaştırmaz. Tam tersine, zamanla daha büyük bir soruna dönüşür. İlişkiler de böyledir. Cinsel yakınlığın azalması, dokunmanın seyrekleşmesi, arzu ve heyecanın kaybolması. Bunlar çoğu zaman bize şunu söyler; “Bu ilişkide yakınlık ve paylaşım tehlike altında.” Ve bu durum ortaya çıktığında yapılacak en doğru şey, bunu görmezden gelmek değil, anlamaya çalışmaktır.
Peki Bu Durumda Ne Yapabilirsiniz?
Çiftlerle yaptığım çalışmalarda sıkça gördüğüm bir gerçek var. Cinsel doyum ve ilişkinin kendisi birbiriyle doğrudan ilintili. Bu nedenle size iki önemli önerim var.
1. Yakınlık ve Paylaşım Alanlarını Yenien İnşa Edin.
Cinsel yakınlık çoğu zaman yatak odasında başlamaz. Gün içinde başlar. Birlikte geçirilen kaliteli zaman, birlikte yapılan sohbetler, paylaşılan duygular, birbirine gösterilen ilgi. Bunların hepsi cinsel yakınlığın altyapısını oluşturur. Eğer bu alanlar daraldıysa, ilk adım onları yeniden genişletmektir. Birlikte yapılan küçük şeyler bile bu alanı büyütebilir. Örneğin, birlikte yürüyüş yapmak, baş başa bir akşam yemeği planlamak, günlük hayatın dışında birlikte bir şey deneyimlemek gibi. Yakınlık yeniden inşa edildiğinde, cinsel arzu da çoğu zaman yeniden canlanır.
2. Açık ve Güvenli Bir İletişim Kurun
Cinsellik konusunda çiftlerin en çok zorlandığı şeylerden biri konuşamamaktır. Birçok çift cinsellik hakkında konuşmaktan çekinir. Örneğin, partnerini incitmekten korkar ya da yanlış anlaşılmaktan korkar ya da reddedilmekten korkar. Ancak konuşulmayan konular zamanla mesafeye dönüşür. Oysa açık iletişim; ihtiyaçların anlaşılmasını, beklentilerin konuşulmasını ve yanlış anlamaların azalmasını mümkün kılar.
Bu Süreç Bazen Zorlayıcı Olabilir
Yaklaşık 20 yıldır çiftlerle çalışıyorum ve şunu çok net söyleyebilirim. Cinsel doyumun azaldığı dönemler birçok ilişkinin yaşadığı dönemlerdir. Ancak bu süreç çoğu zaman kolay değildir. Çünkü mesele yalnızca cinsellik değildir. Genellikle onun altında yatan, kırgınlıklar, anlaşılmama duyguları, biriken hayal kırıklıkları ve yakınlık kaybı vardır.