Sevginizi göstermek için sürekli daha fazla çabaladığınızı, ama buna rağmen karşılığını tam olarak alamadığınızı hissediyorsanız, aslında ilişkinizde oldukça kritik bir dinamiğin içindesiniz demektir. Bu durum çoğu zaman sadece “daha fazla sevmek” ya da “daha çok emek vermek” meselesi değildir; daha derinde, kaygı, terk edilme korkusu ve ilişkiyi sürdürebilmek için yükü tek başına taşıma eğilimi vardır.
Bu döngü genellikle şöyle işler. Siz ilişkiye daha çok yatırım yaptıkça, partnerinizden daha fazla ilgi ve karşılık beklersiniz. Ancak bu beklenti karşılanmadığında içinizde bir eksiklik hissi oluşur. Bu eksikliği gidermek için daha çok çabalarsınız. Planlar yaparsınız, ortamlar yaratırsınız, ilişkiyi canlı tutmak için sürekli bir şeyler üretirsiniz. Ama tüm bu çabanın altında aslında şu düşünce yatar, “Eğer ben yapmazsam, bu ilişki ilerlemez.”
Bu düşünce ilk bakışta ilişkiye bağlılık gibi görünse de, uzun vadede sizi yoran ve ilişkiyi dengesizleştiren bir yapıya dönüşür. Çünkü bir ilişki, iki kişinin ortak emeğiyle var olur. Eğer emek tek taraflı hale gelirse, ilişki bir noktadan sonra “paylaşım” olmaktan çıkar ve “sürdürme çabası”na dönüşür. Bu noktada kendinize şu soruyu sormanız çok önemli, “Ben gerçekten sevdiğim için mi çabalıyorum, yoksa kaybetmemek için mi?”
Eğer çabanızın arkasında “kaybetme korkusu” varsa, bu sizi sürekli tetikte tutar. Partnerinizin davranışlarını daha fazla analiz etmeye başlarsınız. Küçük mesafeler bile size büyük bir uzaklaşma gibi gelir. “Ben aramazsam o aramaz”, “Ben plan yapmazsam görüşmeyiz” gibi düşünceler zihninizi doldurur. Bu da sizi hem duygusal olarak yorar hem de ilişkideki doğal akışı bozar. Örneğin, hafta sonu için sürekli plan yapan taraf sizseniz, bir süre sonra bu planlar keyifli olmaktan çıkar ve bir “zorunluluk” haline gelir. Oysa sağlıklı bir ilişkide paylaşım alanı, iki tarafın da içinden gelerek katkı sunduğu bir alandır. Sadece sizin çabanızla var olan bir paylaşım, sürdürülebilir değildir.
İlişkiye emek vermek mi, ilişkiyi taşımak mı?
Burada çok önemli bir ayrım var. İlişkiye emek vermek ile ilişkiyi tek başına taşımak aynı şey değildir. Emek vermek; karşılıklı, dengeli ve gönüllü bir süreçtir. Taşımak ise; yükü sırtlanmak, sürekli telafi etmek ve eksikleri kapatmaya çalışmaktır. Eğer siz ilişkiyi taşıyan taraftaysanız, bir süre sonra tükenmişlik kaçınılmaz olur. Çünkü insan, karşılık görmediği bir yerde ne kadar güçlü olursa olsun, bir noktada yorulur.
Döngünün kırılması için ne yapmalısınız?
Sağlıklı bir ilişki, sizi sürekli kaygıda tutmaz. Sürekli bir şeyleri “ayakta tutma” hissi yaratmaz.
Aksine, içinde olduğunuz yerde kendinizi güvende, görülmüş ve karşılık bulmuş hissettirir. Sevgi, kendiliğinden akan bir şeydir. Sürekli ispatlanması gereken bir şey değil. Eğer bir ilişkide sevginizi göstermek için sürekli daha fazla çabalıyorsanız, belki de durup şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir, “Ben gerçekten seviliyor muyum, yoksa sadece sevmeye devam eden taraf mıyım?” Bu sorunun cevabı, ilişkinizin yönünü belirleyecek en önemli ipuçlarından biridir.