Bir ilişkinin içinde kalma sebebinizi hiç dürüstçe kendinize sordunuz mu? “Ben bu ilişkide neden varım?”sorusuna çoğu zaman verdiğimiz cevap “sevgi” olur. Çünkü sevgi, ilişkileri meşrulaştıran en güçlü duygudur. Ancak terapide gördüğümüz gerçek şudur; birçok ilişki sevgiyle değil, korkularla, ihtiyaçlarla ve alışkanlıklarla sürdürülür. Ve bu fark edilmediği sürece, ilişki derinleşmez, sadece devam eder. O nedenle çiftleri ilişkiye bağlayan sebepleri 3 kategoriye ayırmam mümkün. Bunlar; yalnız kalma korkusu, bekar olmanın duygusal yükünden kaçınmak, ve alışkanlık olarak sıralanabilir.
1. Yalnız Kalma Korkusu: Sevgi Gibi Hissedilen Bir Bağ
Bazı insanlar için ilişki, bir paylaşım alanı değil, bir yalnızlıktan kaçış alanıdır. Yalnız kalma fikri; geçmişte yaşanan terk edilme deneyimleri, ihmal, duygusal yoksunluk ya da değersizlik hisleriyle yakından ilişkilidir. Bu kişiler için ilişki bir tercih değil, bir güvenlik mekanizmasıdır.
Bu durumda kişi şunları yapar:
Çünkü aslında ilişkiyi değil, yalnız kalma ihtimalini kaybetmekten korkuyordur. Ve burada kritik bir soru vardır; partnerinizi mi seviyorsunuz, yoksa onun yokluğundan mı korkuyorsunuz? Bu sorunun cevabı, sizin yalnız kalma korkunuzu duyup duymadığınıza yardımcı olacaktır.
2. Bekar Olmanın Duygusal Yükünden Kaçınmak
Özellikle içinde yaşadığımız kültürde, ilişki ya da evlilik sadece iki kişi arasındaki bir bağ değil; aynı zamanda bir statü göstergesidir.
Bekar olmak çoğu zaman, “eksik” görülmek, sürekli sorgulanmak, aile ve sosyal çevreden baskı görmek anlamına gelebilir. Bu yüzden bazı insanlar ilişkide kalmayı seçer. Çünkü:
Ancak burada ilişki bir sevgi alanı olmaktan çıkar, bir kimlik ve konumlandırma aracına dönüşür. Bu durumda kişi aslında partneriyle değil, toplumun ona verdiği rol ile ilişki içindedir.
3. Alışkanlık: En Sessiz Bağ
İlişkilerin en güçlü ama en fark edilmesi zor bağı alışkanlıktır. Birlikte geçirilen zamanlar, günlük rutinler, mesajlaşmalar, tatiller, özel günler. Bunların hepsi bir “ilişki ritmi” yaratır. Ve bu ritim insana şunu hissettirir; “Burada güvendeyim.” Ama bu güven her zaman sağlıklı bir bağdan gelmez. Bazen sadece tanıdık olanın konforundan gelir. Şu soruyu sormak çok kıymetlidir;
“Ben bu ilişkide mutlu olduğum için mi kalıyorum, yoksa alıştığım için mi?” Çünkü alışkanlık, çoğu zaman gelişimi durdurur. İlişkiyi canlı tutmaz, sadece devam ettirir.
Gerçek Sevgi Nedir?
Gerçek sevgi, korkudan değil, seçimden gelir; mecburiyetten değil, istekten doğar; alışkanlıktan değil, canlılıktan beslenir. Sevdiğiniz bir ilişkide kendinizi ifade edebilirsiniz, sorunları konuşabilirsiniz, gitmek bir tehdit değil, bir seçenek olarak vardır ve kalmak ise bilinçli bir tercihtir
Kendinize Sormanız Gereken En Önemli Soru ise Şudur. Eğer sizi ilişkinize bağlayan şey:
O zaman durup düşünmeniz gerekir.
Çünkü bu bağlar, ilişkiyi derinleştirmez, sadece sürdürür. Ve sürdürülen ama beslenmeyen ilişkiler zamanla duygusal olarak uzaklaşır, anlamını kaybeder ve içten içe tükenir. İlişkide kalmak kadar, neden kaldığını bilmek de cesaret ister. Belki de asıl soru şudur; “Bu ilişkide sevildiğim için mi varım, yoksa korktuğum için mi kalıyorum?” Bu soruya vereceğiniz dürüst cevap, ilişkinizin yönünü belirler.