Birçok çift seans odasında bana şu cümleyi kurar: “Biz konuşuyoruz ama birbirimizi anlayamıyoruz.” Aslında çoğu zaman sorun konuşmamak değildir. Sorun, aynı dili konuşmuyor olmaktır. Çünkü ilişkilerde iletişimi belirleyen en önemli araç kullandığınız dildir. Ve çoğu çiftin fark etmediği önemli bir gerçek vardır. Her ilişkide aslında iki farklı dil vardır. Biri sizin diliniz,
diğeri de eşinizin dili.
Herkes İlişkiye Kendi Dilini Getirir
Hiçbirimiz ilişkiye boş bir sayfa olarak gelmeyiz.
Hepimiz ilişkiye; içine doğduğumuz aileden öğrendiklerimizi, büyüdüğümüz kültürü, geçmiş deneyimlerimizi, hayal kırıklıklarımızı ve sevgi görme biçimlerimizi beraberimizde getiririz. Tüm bu deneyimler bizim ilişki dilimizi oluşturur. Örneğin bazı insanlar sevgiyi şöyle ifade eder; “Senin için bunu yaptım.” Bazıları ise şöyle ifade eder; “Benimle konuşmanı istiyorum.”
Bazıları için sevgi ilgi ve zaman ayırmak demektir. Bazıları için sevgi sorumluluk almak demektir. Bazıları için ise sevgi duyguları konuşabilmek demektir. Hepsi sevgi dilidir. Ama hepsi aynı dil değildir.
Eşiniz de İlişkiye Kendi Dilini Getirir
Aynı şekilde partneriniz de ilişkiye kendi dünyasını getirir. Onun büyüdüğü aile, öğrendiği ilişki biçimleri, geçmiş deneyimleri ve değerleri onun ilişki dilini oluşturur.
Eşiniz; isteklerini, beklentilerini, kırgınlıklarını ve ihtiyaçlarını bu dili kullanarak ifade eder. Ancak burada çoğu çiftin yaşadığı temel sorun ortaya çıkar.
İki Farklı Dil Olduğunda Anlaşmak Zorlaşır
Eğer sizin diliniz ile eşinizin dili birbirinden çok farklıysa, birbirinizi anlamanız zorlaşır. Hatta bazen neredeyse imkansız hale gelir. Çünkü bir yandan iki farklı dil konuşuyorsunuz, bir yandan da aynı ilişkiyi yürütmeye çalışıyorsunuz. Örneğin; siz sevildiğinizi duygular konuşulduğunda hissedebilirsiniz. Ama eşiniz sevgiyi sorumluluk alarak ve bir şeyler yaparak gösteriyor olabilir. Bu durumda siz şunu hissedebilirsiniz; “Beni anlamıyor.” Eşiniz ise şunu düşünebilir; “Ben zaten elimden geleni yapıyorum.” İşte tam da bu noktada çiftler çoğu zaman birbirini yanlış anlamaya başlar.
Çözüm: İlişkinize Ait Ortak Bir Dil Oluşturmak
İlişkilerde en önemli becerilerden biri şudur; eşinizin dilini öğrenebilmek. Ve bununla birlikte ilişkinize özgü yeni bir dil oluşturabilmek. Bu dil ne sadece sizin dilinizdir ne de sadece eşinizin dili. Bu dil, sizin ilişkinize özgü bir dildir. Çiftler birbirlerinin dilini öğrenmeye başladıklarında şunlar olur:
Ve en önemlisi çiftler kendilerini anlaşılmış hisseder.
Sağlıklı İlişkilerde Dil Öğrenilir
Bir yabancı dil öğrenmeyi düşünün. Başlangıçta zor gelir. Bazı kelimeleri anlamazsınız. Bazı ifadeler size garip gelir. Ama zamanla o dili öğrenmeye başladıkça iletişim kolaylaşır. İlişkilerde de aynı şey olur. Eşinizin dilini öğrenmeye başladığınızda onun davranışlarını farklı bir gözle görmeye başlarsınız. Ve o da sizin dilinizi öğrendiğinde sizi daha iyi anlamaya başlar. İşte o zaman iletişim daha akıcı hale gelir.
Anlaşılmak İlişkideki En Temel İhtiyaçlardan Biri
İnsan ilişkilerindeki en güçlü ihtiyaçlardan biri anlaşılmaktır. Bir insan kendini anlaşılmış hissettiğinde; daha güvende hisseder, daha yakın hisseder ve daha rahat iletişim kurar Ve bu da ilişkiye huzur getirir.
Eğer İlişkinizde Kendinizi Anlaşılmamış Hissediyorsanız
Bu durum birçok çiftin yaşadığı bir deneyimdir. Ve çoğu zaman sorun sevgisizlik değildir. Sorun çoğu zaman dillerin farklı olmasıdır. Doğru iletişim kurmayı öğrenmek ve ilişkinize özgü bir dil oluşturmak mümkündür. Yaklaşık 20 yıldır çiftlerle yaptığım çalışmalarda gördüğüm en önemli şeylerden biri de budur; çiftler birbirlerinin dilini öğrenmeye başladıklarında ilişkilerinde büyük bir dönüşüm yaşanır.