Günümüz dünyasında stres, hayatımıza tek bir kapıdan girip tek bir alanda kalmıyor. İş hayatı, romantik ilişkiler, aile sorumlulukları, sosyal çevre, ekonomik kaygılar… Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Bir alandaki yük, sessizce diğerine sızıyor. İşte tam da bu yüzden birçok insan, “tek bir şeyden” değil, her şeyden aynı anda yorulmuş hissediyor.
Son birkaç yıldır seans odamda danışanlarımdan benzer cümleleri sıkça duyuyorum:
“İşim çok yoğun, partnerimle aram gergin, arkadaşlarıma zaman ayıramıyorum. Sürekli bir şeyleri yoluna koymaya çalışıyorum ama artık ben toparlanamıyorum.”
Bu cümle, modern hayatın ortak ruh halini çok net özetliyor. Çünkü stres çoğu zaman bağırarak gelmez. Kapıyı çalmaz, kendini büyük krizlerle ilan etmez. Sinsi bir şekilde yayılır. Önce yorgunluk olur, sonra tahammülsüzlük. Ardından keyif aldığınız şeyler sıradanlaşır, ilişkiler zorlaşır, beden sinyaller vermeye başlar.
Peki Neden Bazı İnsanlar Aynı Yoğunlukta Daha Dayanıklı?
Aynı iş temposunda çalışan, benzer sorumluluklara sahip iki insan düşünün. Biri kısa sürede tükenirken diğeri ayakta kalabiliyor. Buradaki fark genellikle zeka, güç ya da şans değildir. En belirleyici faktör psikolojik dayanıklılık, yani “resilience”tır.
Psikolojik dayanıklılık; hayatın zorlayıcı koşulları karşısında hiç etkilenmemek değildir. Aksine, etkilenip yeniden denge kurabilme becerisidir. Düşüp tekrar ayağa kalkabilmek, sarsıldığında kendini toparlayabilmek, zorlanırken bile kendinle temasını kaybetmemektir.
Dayanıklı insanlar stresle savaşmaz. Çünkü bilirler ki savaş, daha fazla enerji kaybı demektir. Onun yerine stresle esnemeyi öğrenirler.
Dayanıklı İnsanlar Stresle Nasıl Baş Eder?
Psikolojik olarak dayanıklı bireylerin bazı ortak özellikleri vardır. Bu özellikleri 4 gruba ayırmak mümkün. Şöyle ki;
Bu insanlar için “iyi olmak”, her şeyi kusursuz yapmak değil; kendilerine iyi davranarak, tüm yapmak istediklerini yapmak, istedikleri için çabalamaktır.
Psikolojik Dayanıklılık Doğuştan mı Gelir?
En sık sorulan sorulardan biri şudur; “Dayanıklılık kişilik özelliği mi, yoksa öğrenilebilir mi?”
Cevap çok net. Psikolojik dayanıklılık geliştirilebilir. Bu bir kas gibidir. Kullanıldıkça güçlenir. Ancak önce fark edilmesi gerekir. Dayanıklılık çoğu zaman büyük değişimlerle değil, küçük ama farkında olarak atılan adımlarla gelişir. Ve bu adımların ilki şudur:
Kendinizi Duymaya Başlamak
Ne hissettiğinizi fark etmeden, neye ihtiyacınız olduğunu anlayamazsınız. Sürekli güçlü olmaya çalışmak, her rolü aynı anda kusursuzca yürütmeye çalışmak, uzun vadede insanı dayanıklı değil, yorgun yapar.
Kendinizi duymak demek;
Bazen psikolojik dayanıklılık, büyük kararlar almak değildir. Bazen sadece şunu söyleyebilmekle başlar: “Ben şu an zorlanıyorum ve bu çok insani.”
Şunu her zaman bilmek gerekir ki, stres hayatınızdan tamamen çıkmayacak. Ama onun hayatınızı yönetmesine izin vermek zorunda da değilsiniz. Dayanıklılık; hayatın yükünü tek başına taşımak değil, yükü nasıl taşıdığınızı yeniden düzenleyebilmektir. Ve bilin ki; kendinizi duymaya başladığınız an, toparlanma süreci de başlamış olur.