İlişkisinde geniş aile üyeleriyle yaşadığı sorunlardan dolayı çift terapisine başvururken birçok çiftin aklında benzer bir soru vardır; “Kayınvalidem de seansa katılsa sorunlarımız çözülür mü?”, “Görümcemle yaşadığımız problemleri terapide konuşsak daha iyi olmaz mı?”, “Eşimin ailesi bizi anlamıyor, onlar da terapiye dahil olmalı mı?”
Bu soruların ortaya çıkması son derece anlaşılırdır. Çünkü kimi zaman ilişkinizin içinde yaşadığınız sorunların merkezinde gerçekten de geniş aile üyeleri varmış gibi hissedersiniz. Sanki ilişkinizin huzurunu bozan kişi eşiniz değil de onun ailesidir. Sanki ilişkinizdeki öfkenin, kırgınlığın ve değersizlik hissinin kaynağı tamamen dışarıdan geliyordur. Bu nedenle çözümü de geniş aile üyelerinin değişmesinde ararsınız.
Ancak tam da burada çok önemli bir noktayı fark etmek gerekir. Çift terapisi, geniş aile üyelerini değiştirme yeri değildir. Çift terapisi, çift ilişkisinin güçlenmesi için vardır. Çünkü bir ilişkinin temel meselesi çoğu zaman “geniş ailenin varlığı” değil, çiftin o geniş aileyle nasıl bir sınır ve denge kurduğudur. Bir başka deyişle sorun çoğu zaman kayınvalide değil, ilişkinin sınırlarının geçirgen hale gelmesidir.
Çift Terapisi Neden Sadece Çifte Özeldir?
Çift terapisi, eşlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiyi anlamaya ve dönüştürmeye odaklanır. Bu terapi alanı; eşlerin iletişim biçimlerini, çatışma döngülerini, beklentilerini, kırgınlıklarını, bağlanma ihtiyaçlarını, yakınlık ve güven ilişkisini çalışır. Dolayısıyla terapi odasının merkezinde “çift bağı” vardır. Çünkü evlilik ya da partnerlik ilişkisi, kendine ait sınırları olan özel bir sistemdir. Bu sistemin içine geniş aile üyeleri aktif biçimde dahil olduğunda çoğu zaman çiftin kendi sesi kaybolmaya başlar.
Örneğin; eşiniz annesiyle yaşadığı bağı sizin ilişkinizin önüne koyuyor olabilir. Sürekli ailesinin fikirlerini önceliklendiriyor olabilir. Sizin duygularınızı yeterince korumuyor hissi yaratıyor olabilir. Ya da siz, eşinizin ailesi tarafından yeterince kabul edilmediğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Bütün bunlar ilişkinizde yoğun bir kırgınlık yaratır. Ancak terapinin amacı kayınvalidenizi değiştirmek değil, eşinizle kurduğunuz ilişkinin sınırlarını güçlendirmektir. Çünkü sağlıklı ilişkilerde asıl mesele; “Geniş aile var mı yok mu?” değildir. Asıl mesele; “Çift kendi ilişkisinin merkezinde kalabiliyor mu?” sorusudur.
Geniş Aile Sorunları Neden Bu Kadar Yaralayıcıdır?
Çünkü geniş aile meseleleri yalnızca “dışarıdan gelen bir müdahale” gibi yaşanmaz. Aynı zamanda kişinin ilişkideki değer duygusuna temas eder. Örneğin eşiniz sürekli annesini savunuyorsa, sizin ihtiyaçlarınızı geri plana atıyorsa, sizi ailesine karşı yalnız bırakıyorsa, sizin tarafınızda durmuyormuş gibi hissettiriyorsa, siz yalnızca öfkelenmezsiniz. Aynı zamanda; öncelikli olmadığınızı, korunmadığınızı, görülmediğinizi, eşiniz tarafından seçilmediğinizi hissedersiniz. İşte bu duygu çift ilişkisini en çok yıpratan duygulardan biridir. Çünkü ilişkilerde kişiler yalnızca sevilmek değil, aynı zamanda “öncelikli” hissetmek isterler. Eşinin hayatında özel ve ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu hissetmek isterler. Bu his zedelendiğinde ilişki yavaş yavaş bir güç savaşına dönüşebilir.
Sürekli Geniş Aileyi Değiştirmeye Çalışmak Neden Çözüm Getirmez?
Çünkü bu durumda ilişkinin odağı eş olmaktan çıkar, geniş aile olur. Artık ilişkinizde ne hissettiğiniz, neye ihtiyaç duyduğunuz, nasıl yakınlaşacağınız değil; “kim haklı?”, “kim daha suçlu?”, “kimin annesi yanlış yaptı?” soruları konuşulmaya başlanır.
Bu da çifti birbirine yaklaştırmak yerine daha fazla uzaklaştırır. Üstelik sürekli dışarıdaki kişilerin değişmesini beklemek kişiyi çok yorar. Çünkü kontrol edemediğiniz insanları değiştirmeye çalışırsınız. Bu mücadele zamanla tükenmişlik, öfke, çaresizlik ve ilişkiye karşı umutsuzluk yaratır. Halbuki çift ilişkisinin iyileşmesi çoğu zaman dışarıdaki kişilerin değişmesiyle değil, çiftin kendi sınırlarını güçlendirmesiyle mümkün olur.
Peki Ne Yapılabilir?
1. Geniş aileyle ilişkinizi, çift ilişkinizin içine entegre edin. Bu çok önemli bir noktadır. Çünkü sağlıklı ilişkilerde geniş aile tamamen dışlanmaz ama ilişkinin merkezine de yerleştirilmez. Bir başka deyişle ailelerle görüşebilirsiniz, bağlarınızı sürdürebilirsiniz, sevebilir ve değer verebilirsiniz, ancak ilişkinizin sınırlarını da koruyabilirsiniz. Örneğin, hangi konuların size ait olduğuna, ilişkinize ne kadar müdahale edilebileceğine, hangi kararların sadece size ait olduğuna eşinizle birlikte karar verebilmelisiniz. Bu sınırlar netleşmediğinde çift ilişkisi savunmasız hale gelir.
2. İlişkinizin biricikliğini öncelik haline getirin. Evlilik ya da partnerlik ilişkisi, diğer tüm ilişkilerden farklı ve özel bir bağdır. Bu bağı güçlü tutan şeylerden biri de eşlerin birbirini “öncelikli” hissettirebilmesidir. Bu; her konuda ailesini silmek, herkesi hayatından çıkarmak, tamamen kopmak anlamına gelmez. Bu, ilişkinin merkezine “biz” duygusunu koyabilmek demektir. Çünkü çift ilişkisi güçlendikçe dışarıdan gelen müdahaleler ilişkinizi daha az sarsar. Eşinizle aynı takımda olduğunuzu hissedersiniz. Ve ilişkiniz dış etkilere karşı daha dayanıklı hale gelir.