Sevilay Abudaram

Teşvikiye Mah. Poyracık Sk. Feza Apt. No: 18 D: 4 Kat: -1 Nişantaşı Şişli İstanbul

0532 229 84 77

info@drsevilayabudaram.com

Son Yazılarım

Eşinize geçmek bilmeyen öfkenizin sebebi nedir?

İlişkilerde bazı duygular gelir geçer, ama bazı duygular vardır ki gelir ve kalır. Özellikle öfke duygusu bunların başında gelir.  Başta küçük bir kırılma, bir söz, bir tonlama ile başlar. Sonra  fark etmeden büyür, yayılır ve bir süre sonra ilişkinin tamamını kaplayan bir atmosfere dönüşür.

Peki neden? Neden bazı öfkeler geçmez? Neden bazı tartışmalar kapanmaz? Ve neden bazen partnerinize karşı hissettiğiniz öfke, sizin bile anlamlandıramadığınız kadar yoğun hale gelir?

Öfke Aslında Görünen Duygudur

Çoğu zaman öfke, yüzeydeki duygumuzdur, çok kıymetlidir. Ancak aynı zamanda da öfke, daha derinde yatan duyguların, ihtiyaçların dışarıya çıkan yüzüdür. Bunlar genellikle değersizlik, görülmeme, anlaşılmama, yalnızlık ve yetersizlik hissi olur. İlişkide bir noktada kendinizi önemsiz, ikinci planda, dikkate alınmayan biri gibi hissetmeye başladıysanız, zihniniz bu duyguyla baş etmekte zorlanır. Çünkü değersizlik hissi çok ağırdır. Taşınması zordur. İfade edilmesi ise çoğu zaman daha da zordur. İşte tam bu noktada öfke devreye girer.

Küçük Anlar, Büyük Anlamlar

Dışarıdan bakıldığında çok küçük görünen bir olay. “Peçeteler nerede?” “Üstten ikinci çekmecede.” Aslında bu sadece bir bilgi alışverişidir. Ama eğer ilişkinizde birikmiş bir öfke varsa, bu cümle artık sadece bir cümle değildir. “Bana böyle konuşuyor”, “Ses tonu neden böyle?”, “Beni küçümsüyor mu?”, “Benimle böyle konuşmaya hakkı var mı?” Zihin artık gerçeği değil, duygunun filtresinden geçen yorumu algılar. Ve bu yorum çoğu zaman şunu besler; “Ben bu ilişkide değerli değilim.”

Söylenmeyen Duygular, Şekil Değiştirir

İlişkilerde en kritik kırılma noktalarından biri şudur; kişi ne hissettiğini söylemez, ama bir şekilde gösterir. Örneğin aslında hissedilen duygu; “Üzüldüm”, “Kırıldım”, “Değersiz hissettim”. Ama ifade edilen şey; “Sana soranda kabahat”, “Zaten sen hep böylesin”, “Hiçbir şeyi düzgün yapmıyorsun”. Yani duygu, davranışa dönüşür ama çarpıtılmış şekilde. Bu da partnerin savunmaya geçmesine neden olur. Ve böylece döngü başlar;

*Sen kırıldın → öfkelendin → eleştirdin 

*O savundu → uzaklaştı → sertleşti

*Sen daha çok değersiz hissettin → daha çok öfkelendin

Ve bu döngü zamanla kronikleşir.

Öfke Neden Geçmez?

Çünkü aslında çözülmeyen şey öfke değildir. Öfkenin altındaki ihtiyaçtır. Her insan ilişkide şunu hissetmek ister;

  • “Ben önemliyim” 
  • “Ben değerliyim” 
  • “Ben görülüyorum” 
  • “Benim duygularım hesaba katılıyor” 

Bu ihtiyaç karşılanmadığında, kişi bunu doğrudan ifade edemediğinde, öfke bir iletişim dili haline gelir. Ve bu dil oldukça yıpratıcıdır. Çünkü; net değildir, anlaşılır değildir, karşı tarafı savunmaya iter, çözüm üretmez. 

Aksine, öfkeli kişinin hırçınlığı artar. Peki bu hırçınlığın altında ne var? İlişkide hırçınlaşan kişi çoğu zaman “zor” biri değildir. Çoğu zaman “incinmiş” biridir. Hırçınlık çoğu zaman şu cümlenin görünmeyen halidir;  “Lütfen beni gör.”, “Lütfen bana değer ver.”, “Benim için önemli olduğunu hissetmek istiyorum.” Ama bu ihtiyaç bu şekilde ifade edilmediğinde, karşı tarafa ulaşamaz.

Çözüm, Değeri Hissettirmek

Bu döngüden çıkmanın yolu, tartışmaları kazanmak değildir. Haklı çıkmak da değildir. Çıkış yolu  ilişkide değeri yeniden görünür kılmaktır. 

Bunun için şunları yapmanızı önerebilirim;

  • Duygunuzu davranışla değil, sözle ifade edin.
    • “Az önce bana böyle konuştuğunda kendimi değersiz hissettim” 
  • Yorumu değil, deneyimi paylaşın.
    • “Beni küçümsüyorsun” yerine 
    • “Kendimi küçümsenmiş gibi hissettim” 
  • Partnerinizin niyetini değil, kendi ihtiyacınızı konuşun.
    • “Bana daha yumuşak bir tonla konuşmanı isterim” 

Aynı şekilde partnerinizin duygusunu da duymaya çalışın. Çünkü çoğu zaman iki taraf da aynı şeyi ister; anlaşılmak ve değer görmek. İlişkilerde bitmeyen öfke, aslında bitmeyen bir kavga değildir. Çoğu zaman karşılanmamış bir değersizlik duygusunun yankısıdır. Eğer bu yankıyı fark etmezseniz, ilişkinin dili öfke olur. Ama eğer bu duygunun altına inebilirseniz, ilişkinin dili yeniden yakınlık ve anlayış olabilir.