Sevilay Abudaram

Teşvikiye Mah. Poyracık Sk. Feza Apt. No: 18 D: 4 Kat: -1 Nişantaşı Şişli İstanbul

0532 229 84 77

info@drsevilayabudaram.com

Son Yazılarım

Hayalleriniz ve beklentileriniz farklılaştığında ilişkinize ne olur?

Bir ilişkide yaşanan çatışmalar her zaman o gün tartışılan konuyla ilgili değildir. Bazen “Neden benimle daha fazla vakit geçirmiyorsun?”, “Neden sürekli çalışıyorsun?”, “Neden her şeyi ben düşünüyorum?” ya da “Neden artık eskisi gibi değiliz?” diye başlayan bir tartışmanın altında, çok daha temel bir mesele vardır; iki insanın hayattan beklediklerinin giderek birbirinden uzaklaşması.

Çünkü bir ilişki yalnızca iki insanın birbirini sevmesiyle değil, aynı zamanda hayatlarının belirli bir bölümünde ortak bir paydada buluşabilmeleriyle büyür. İlişkinizin ilk dönemlerini düşünün. Birbirinizi tanırken yalnızca karşınızdaki insanın kim olduğunu öğrenmezsiniz. Aynı zamanda onunla birlikte nasıl bir hayat yaşayabileceğinizi de hayal etmeye başlarsınız. Birlikte yaşayacağınız ev, çıkacağınız seyahatler, kuracağınız aile, yapacağınız işler, belki sahip olacağınız çocuklar. Hatta bazen birlikte yaşlanacağınız günler bile ilişkinin görünmeyen hayallerinin arasına girer.

Zaman içerisinde bu hayaller ilişkinizin ortak paydasını oluşturmaya başlar. Örneğin birlikte çocuk sahibi olmak istersiniz ve ilişkinizin önemli bir bölümünü aile kurma hayali üzerine inşa edersiniz. Ya da çocuk sahibi olmak istemez, hayatınızı birlikte dünyayı gezmeye, yeni yerler keşfetmeye ve farklı deneyimler yaşamaya adamak istersiniz. Belki bir kedi ya da köpek sahiplenir, evinizdeki sevgi alanını genişletirsiniz. Belki de ikiniz için en önemli ortak amaç kariyerlerinizde ilerlemek, maddi olarak güçlenmek ve yıllardır hayalini kurduğunuz yaşamı birlikte inşa etmektir. Burada önemli olan hangi hayali kurduğunuz değildir. Önemli olan, kurduğunuz hayalin içerisinde birbirinize ne kadar yer verdiğinizdir.

Peki hayalleriniz birbirinden uzaklaşmaya başladığında ne olur?

İlişkilerde asıl zorlanma çoğu zaman burada başlar. Siz artık daha sakin bir hayat yaşamak, yerleşmek ve çocuk sahibi olmak isterken eşiniz hâlâ dünyayı gezmek ve özgür bir hayat sürmek istiyor olabilir. Siz kariyerinizi büyütmek ve bunun için yıllarca yoğun çalışmak isterken eşiniz daha fazla birlikte vakit geçirebileceğiniz bir hayatın hayalini kuruyor olabilir. Siz başka bir ülkeye taşınmayı hayal ederken eşiniz ailesine yakın yaşamaktan vazgeçmek istemiyor olabilir. Bu noktada yüzeyde konuşulan konular farklı görünse de ilişkinin altında çok daha büyük bir soru dolaşmaya başlar; “Biz hâlâ aynı hayatın içinde miyiz?”

Bu soru açıkça konuşulmadığında ise hayal kırıklıkları zaman içerisinde başka çatışmaların içerisine sızmaya başlayabilir. Örneğin eşinizin sürekli çalışmasına kızdığınızı düşünebilirsiniz. Ama belki de asıl kızdığınız şey onun çalışması değildir. Onun kurduğu geleceğin içerisinde kendinizi eskisi kadar görememenizdir. Ya da eşinizin sürekli seyahat etmek istemesi sizi rahatsız ediyor olabilir. Belki sorun seyahat değildir.

Siz artık bir yere ait olmak, evinizi kurmak ve çocuk sahibi olmak isterken onun hâlâ başka bir yaşam biçiminin peşinden gitmesi size “Benim istediğim hayatı sen istemiyorsun” duygusunu yaşatıyor olabilir. O zaman küçük meseleler büyük tartışmalara dönüşmeye başlar. Çünkü artık tartıştığınız şey yalnızca o akşam nereye gideceğiniz, paranızı nasıl harcayacağınız ya da hafta sonunu nasıl geçireceğiniz değildir. Aslında farkında olmadan şunu tartışıyorsunuzdur; “Senin geleceğinde benim istediğim hayata yer var mı?”

İyi bir ilişki için aynı olmak zorunda değilsiniz.

Çiftlerin düştüğü önemli yanılgılardan biri de budur. Sağlıklı bir ilişki için iki insanın aynı şeyleri sevmesi, aynı hobilerinin olması, aynı karakter özelliklerini taşıması ya da her konuda aynı düşünmesi gerekmez. Hatta farklılıklar çoğu zaman ilişkinin canlılığını besler. Biri daha sosyal, diğeri daha sakin olabilir. Biri seyahat etmeyi çok severken diğeri evde vakit geçirmekten hoşlanabilir. Biri kariyer konusunda daha hırslı, diğeri yaşamın başka alanlarına daha fazla önem veriyor olabilir. Bunların hiçbiri tek başına ilişkinin kötü olacağı anlamına gelmez.

İlişkide aynılık şart değildir.

Ancak ilişkinizin nereye doğru gittiğine dair belirli bir ortak paydanızın olması gerekir. Çünkü iki farklı insan olabilirsiniz ama aynı ilişkiyi sürdürebilmeniz için zaman zaman aynı yöne bakabilmeniz gerekir. Burada “aynı yöne bakmak”, bütün hayallerinizden vazgeçip eşinizin hayallerine uyum sağlamak anlamına da gelmez. Tam tersine. Sağlıklı bir ilişkide üç ayrı alan vardır; benim hayallerim, senin hayallerin, bizim hayallerimiz.

Sorun, “ben” ve “sen” alanlarının varlığı değildir. Sorun, zaman içerisinde “biz” alanının ortadan kalkmasıdır. Çünkü yalnızca bireysel hayallerinizin peşinden gittiğinizde aynı evin içerisinde yaşayan, birbirini seven ama giderek birbirinden bağımsız iki hayata dönüşebilirsiniz. Bu nedenle uzun ilişkilerde çiftlerin zaman zaman birbirlerine yeniden şu soruları sormaları gerekir; “Sen bugün nasıl bir hayat hayal ediyorsun?”, “Beş yıl sonra kendini nerede görüyorsun?”, “Hayatında değiştirmek istediğin bir şey var mı?”

Ve belki de en önemlisi, “Bütün bunların içerisinde bizi nerede görüyorsun?” Çünkü yıllar önce konuştuğunuz hayallerin bugün hâlâ aynı olduğunu varsayamazsınız. İnsan değişir. İhtiyaçları değişir. Öncelikleri değişir. Hayalleri değişir. Ve insan değiştikçe ilişkisinden beklentileri de değişebilir.

Bu değişimi partnerinizle paylaşmadığınızda ise eşiniz yıllar önce tanıdığı sizinle ilişki kurmaya devam ederken, siz çoktan başka bir hayatın hayalini kurmaya başlamış olabilirsiniz. Bu nedenle paylaşılmayan hayaller zaman içerisinde ilişkinin görünmeyen çatışmalarına dönüşebilir. Çünkü ilişkinizdeki birçok tartışmanın altında aslında çözülemeyen tek bir mesele yatıyor olabilir;

“Biz nasıl bir hayat yaşamak istiyoruz?” Bu soruya birebir aynı cevabı vermeniz gerekmiyor. Ancak cevaplarınızın birbirine temas edebileceği bir yer olması gerekiyor. Çünkü ilişkilerde aynılık şart değildir; ama iki insanın birlikte yürüyebileceği bir ortak paydanın olması şarttır. Ve bazen ilişkinizi güçlendirmek için konuşmanız gereken şey sorunlarınız değil, uzun zamandır birbirinize anlatmadığınız hayallerinizdir.