Sevilay Abudaram

Teşvikiye Mah. Poyracık Sk. Feza Apt. No: 18 D: 4 Kat: -1 Nişantaşı Şişli İstanbul

0532 229 84 77

info@drsevilayabudaram.com

Son Yazılarım

İlişkinizin Başında Sizi Birbirinize Çeken Özellikler, Günün Birinde En Büyük Sorununuz Olabilir!

“Ben onun tam da bu özelliğine âşık olmuştum. Şimdi ise en çok o özelliği beni yoruyor.” İlk bakışta kulağa çelişkili geliyor olabilir. Bir insanı seçmemize neden olan özellikler nasıl olur da yıllar sonra ilişkinin en büyük çatışma konusu hâline gelir?

Oysa bu durum düşündüğünüzden çok daha yaygındır ve sağlıklı ilişkilerin doğal gelişim süreçlerinden biridir. İlişkinin başında bizi etkileyen özellikler ile ilişkinin ilerleyen dönemlerinde aynı özelliklere yüklediğimiz anlam birbirinden oldukça farklıdır.

Aşkın ilk döneminde neden farklı hissederiz?

İlişkinin ilk dönemleri yoğun heyecan, merak ve keşfetme isteğiyle doludur. Partnerimizin bizden farklı yönleri bize ilginç gelir. Onun enerjisi, sakinliği, planlı oluşu, spontane davranması, sosyal olması, sessizliği vb.  Hepsi bize yeni bir dünyanın kapısını açıyor gibi gelir. Bu farklılıklar eksik olduğumuzu düşündüğümüz taraflarımızı tamamlıyormuş hissi yaratır. “Ne kadar girişken biri…”, “Benim yapamadığım şeyleri ne kadar rahat yapıyor.”, “Onun yanında kendimi daha güçlü hissediyorum.” Bu nedenle çoğu zaman partnerimizi seçerken aslında kendi dünyamıza yeni bir renk katacak kişiye yöneliriz.

Fakat ilişki derinleştikçe roller değişmeye başlar. İlk zamanlarda hayranlık duyduğumuz özellikler, birlikte geçirilen zaman arttıkça günlük yaşamın içine yerleşir. Ve tam da burada psikolojik olarak çok önemli bir değişim yaşanır. Çünkü artık o özellik sadece “ilginç” değildir. Artık o özellik evin içinde, ortak kararların içinde, çocuk yetiştirirken, para yönetirken, tatil planlarken, aile ilişkilerinde sürekli karşımıza çıkmaktadır. İşte tam bu noktada farklılıklar çatışmaya dönüşebilir.

Bir örnek üzerinden düşünelim. Belki eşiniz çok güçlü bir problem çözücüdür. İlişkinizin başında bu durum sizi etkilemiştir. “Ne kadar pratik.”, “Her şeyi hemen çözüyor.”, “Güvende hissediyorum.” diye düşünmüş olabilirsiniz. Ancak yıllar sonra aynı özellik farklı hissettirmeye başlayabilir. Siz sadece anlaşılmak isterken partneriniz hemen çözüm üretmeye çalışıyordur. Siz duygularınızı paylaşmak isterken o çözüm listesi çıkarıyordur. Bir süre sonra kendinizi şöyle düşünürken bulabilirsiniz; “Beni dinlemiyor.”, “Duygularımı anlamıyor.”, “Benim fikrime ihtiyaç duymuyor.”, “Her şeyi kendi bildiği gibi yapmak istiyor.”

Oysa partneriniz değişmedi. Değişen şey, sizin o özelliğe yüklediğiniz anlam oldu.

Aynı durum başka hangi özelliklerde görülür? Çok sosyal biri. İlk zamanlarda; “Ne kadar eğlenceli.” Yıllar sonra; “Neden sürekli dışarı çıkmak istiyor?”

Çok düzenli biri. İlk zamanlarda; “Ne kadar titiz.” Yıllar sonra; “Her şeye karışıyor.”

Çok rahat biri. İlk zamanlarda; “Yanında huzur buluyorum.” Yıllar sonra; “Neden hiçbir şeyi önemsemiyor?”

Çok romantik biri. İlk zamanlarda; “Harika sürprizler yapıyor.” Yıllar sonra; “Neden bu kadar beklenti içinde?”

Aslında kişilik çoğu zaman aynı kalır. Değişen; ilişkinin ihtiyaçları, sorumlulukları ve yaşanan streslerdir.

Buradaki temel sorun farklılıklar değildir.Sorun, farklılıkların zamanla tehdit olarak algılanmaya başlamasıdır. İlişkinin ilk yıllarında “bizi tamamlıyor” dediğimiz özellikler, yoğun iş temposu, çocuklar, maddi sorumluluklar, aile baskıları veya iletişim problemleri arttığında “beni engelliyor” hissine dönüşebilir. İşte tam bu noktada çiftler birbirlerini değiştirmeye çalışmaya başlar. Ve ilişkinin en yorucu döngülerinden biri burada başlar. Çünkü insanlar genellikle partnerlerini değiştirmeye çalışırken aslında ilişkinin başında sevdikleri özellikleri yok etmeye çalışırlar.

Peki bu döngüden nasıl çıkabilirsiniz?

Size üç önemli önerim var.

1. Partnerinizin sizi etkileyen özelliklerini yeniden hatırlayın.

Kendinize şu soruyu sorun, “Ben ilk tanıştığımda bu insanda neyi çok seviyordum?” Bugün sizi zorlayan davranışın geçmişte hangi ihtiyacınıza iyi geldiğini fark etmek, bakış açınızı değiştirebilir.

2. Farklılıkları tehdit değil, çeşitlilik olarak görmeye çalışın.

İki insanın tamamen aynı olması zaten mümkün değildir. Sağlıklı ilişki; benzer insanların değil, farklılıklarını yönetebilen insanların kurduğu ilişkidir. Esneklik geliştirmek, partnerinizi değiştirmeye çalışmaktan çok daha güçlü bir beceridir.

3. İlişkinizin kaynaklarını güçlendirin.

Bir ilişkinin yalnızca sorun konuştuğu zamanlarda ayakta kalması mümkün değildir. Birlikte keyif almak. Ortak hedefler oluşturmak. Birbirinize teşekkür etmek. Takdir etmek. Birlikte yeni deneyimler yaşamak. Yakınlığı canlı tutmak. Bütün bunlar ilişkinizin psikolojik bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağ kuvvetlendikçe farklılıklar daha az tehdit edici görünmeye başlar.

Özetle, partnerinizi seçmenize neden olan özellikler yanlış değildi. Bugün yaşadığınız çatışmalar da ilişkinizin yanlış olduğu anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan sorunlar, ilişkinin yeni bir gelişim evresine geçtiğinin işaretidir. Önemli olan farklılıkları ortadan kaldırmak değil; onları ilişkinin içinde sağlıklı bir şekilde yönetebilmektir. Çünkü güçlü ilişkiler, hiç sorun yaşamayan çiftlerin değil; farklılıklarını anlayabilen, birbirlerinin ihtiyaçlarını görebilen ve değişen hayat koşullarına birlikte uyum sağlayabilen çiftlerin ilişkisidir. Eğer siz de ilişkinizde sürekli aynı tartışmaları yaşadığınızı, birbirinizi anlamakta zorlandığınızı ve aynı kısır döngülerin içinde sıkışıp kaldığınızı hissediyorsanız, bunun değişmesi mümkündür. Bazen çözüm, partnerinizi değiştirmeye çalışmak değil; birbirinizi yeniden görebilmeyi öğrenmektir.