Sevilay Abudaram

Teşvikiye Mah. Poyracık Sk. Feza Apt. No: 18 D: 4 Kat: -1 Nişantaşı Şişli İstanbul

0532 229 84 77

info@drsevilayabudaram.com

Son Yazılarım

Anne-Baba Rollerinizle Kadın-Erkek Rolleriniz Birbirine Karışıyor mu?

Bir çiftin hayatındaki en büyük dönüşümlerden biri anne-baba olmaktır. Çocuğunuzun dünyaya gelmesiyle birlikte sadece ailenize yeni bir birey katılmaz; aynı zamanda siz de yepyeni kimlikler kazanırsınız. Artık yalnızca eş değil, aynı zamanda anne ve babasınızdır.

Bu yeni kimlik büyük bir mutluluk getirdiği kadar önemli bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Uykusuz geceler, artan sorumluluklar, değişen rutinler ve bebeğin ihtiyaçlarının öncelik kazanması çoğu zaman çift ilişkisini ikinci plana iter. Bu noktada birçok çiftin fark etmeden düştüğü önemli bir tuzak vardır;  anne-baba olmakla karı-koca olmayı birbirine karıştırmak.

Anne-babalık ve eş olmak aynı evin içinde yaşansa da aslında birbirinden tamamen farklı iki ilişki biçimidir. Çocuğunuzla kurduğunuz ilişki, onun ihtiyaçlarını karşılamaya, gelişimini desteklemeye ve güvenli bir bağ oluşturmaya dayanır. Eşinizle kurduğunuz ilişki ise sevgi, yakınlık, romantizm, arkadaşlık, paylaşım, cinsellik ve ortak yaşam üzerine kuruludur. Bu iki ilişki birbirini besleyebilir; ancak birbirinin yerine geçemez.

Ne yazık ki birçok çift, çocuk sahibi olduktan sonra bütün enerjisini ebeveynlik rolüne aktarırken kadın ve erkek kimliklerini yavaş yavaş geri plana iter. Bir süre sonra eşler yalnızca çocuğun okulunu, yemeğini, ödevini, doktorunu veya günlük ihtiyaçlarını konuşmaya başlar. Birbirlerine “eş” olarak değil, yalnızca “anne” ve “baba” olarak yaklaşırlar. İlişkinin duygusal uzaklaşması çoğu zaman tam da burada başlar.

Daha da önemlisi, çift ilişkisinde yaşanan sorunlar zamanla çocuk üzerinden konuşulmaya başlanabilir. “Asıl sorun senin çocukla ilgilenmemen.”, “Çocuk seni görünce daha mutlu oluyor.”, “Çocuğun yanında bunu yapma.”, “Çocuk için katlanıyorum.”

Bu cümlelerin çoğu aslında çocukla ilgili değildir. Çift ilişkisinde çözülemeyen duygular, kırgınlıklar ve beklentiler çocuğun üzerinden ifade edilmeye başlanmıştır. Böyle olduğunda artık eşinizle değil, adeta ilişkinizin içine giren üçüncü kişi üzerinden iletişim kurarsınız. Sanki ilişkiniz adeta mayınlı bir araziye dönüşebilir. Çünkü çocuk hiçbir zaman anne-babasının arasındaki duygusal boşluğu doldurmak için var değildir.

Hiçbir çocuk anne ile baba arasındaki köprü olmayı da hakem olmayı da taraf seçmeyi de yüklenmemelidir. Sağlıklı bir aile yapısında önce güçlü bir çift ilişkisi bulunur. Bu güçlü temel üzerine ebeveynlik inşa edilir. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey yalnızca kendileriyle ilgilenen anne-babalar değildir. Birbirine saygı duyan, iletişim kurabilen, sevgi gösterebilen ve sorunlarını yetişkin gibi çözebilen anne-babalardır.

Peki bu karışıklığın önüne nasıl geçebilirsiniz?

1. Düzenli “karı-koca zamanı” oluşturun. Haftada birkaç saat bile olsa yalnızca birbiriniz için ayırdığınız zamanlar yaratın. Bu zaman diliminde çocuk konuşmak zorunda değilsiniz. Birlikte yürüyüş yapın, kahve için, yemek yiyin ya da sadece birbirinizi dinleyin. Her zaman hatırlamalısınız ki ilişkiniz de ilgi ister. Nasıl ki çocuğunuzun ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılıyorsanız, evliliğinizin de duygusal beslenmeye ihtiyacı vardır.

2. Anne-baba rolünüz ile kadın-erkek rolünüz arasındaki sınırları koruyun. Her tartışmayı çocuk üzerinden yürütmeyin. Her kararı sadece ebeveyn kimliğiyle vermeyin. Bazen sadece eş olun. Birbirinize iltifat edin. Birbirinizi özleyin. Dokunun. Gülün. Flört edin. Birlikte hayal kurmaya devam edin. Çünkü çocuklar büyür. Bir gün kendi hayatlarını kurarlar. Geride ise yine siz ve eşiniz kalırsınız. Bugünden yatırım yapmanız gereken ilişki, yalnızca ebeveynliğiniz değil, aynı zamanda evliliğinizdir.

Mutlu çocuklar, mükemmel anne-babalara değil; birbirini seven, birbirine saygı duyan ve kadın-erkek kimliğini ebeveynlik içinde kaybetmeyen çiftlere ihtiyaç duyar.