Sevilay Abudaram

Teşvikiye Mah. Poyracık Sk. Feza Apt. No: 18 D: 4 Kat: -1 Nişantaşı Şişli İstanbul

0532 229 84 77

info@drsevilayabudaram.com

Son Yazılarım

İlişkide Cinsellik Bittiyse, Aslında Ne Bitmiştir?

Bazen çiftler cinselliğin bitmesini yalnızca cinsel bir problem olarak değerlendiriyor. Oysa çoğu zaman mesele yatak odasında başlayıp bitmiyor. Çünkü cinsellik, romantik ilişkinin en önemli yakınlık alanlarından biridir. Çiftin birbirine dokunduğu, arzulandığını ve istendiğini hissettiği, haz aldığı, kendisini bıraktığı ve belki de birbirine karşı en savunmasız olduğu alanlardan biridir. Sevginin, güvenin, arzunun, tutkunun ve yakınlığın bedensel olarak ifade edildiği yerdir. Bu nedenle çiftin cinsel hayatında yaşanan uzun süreli bir uzaklaşmayı yalnızca “cinsel isteksizlik” diyerek geçiştirmek bazen asıl problemi görmememize neden olur. Çünkü bazen bedenin uzaklaştığı yerde, duygular çok daha önce uzaklaşmıştır.

Aylar önce yaşanmış ama hiç konuşulmamış bir kırgınlık olabilir. Defalarca anlatılmış ama karşılık bulmamış bir ihtiyaç olabilir. “Beni artık önemsemiyor” duygusu olabilir. “Ne yaparsam yapayım onun için yeterli değilim” düşüncesi olabilir. Yıllardır biriken öfke, değersizlik, hayal kırıklığı veya reddedilmişlik duygusu olabilir. Ve bütün bunlar konuşulmadan ilişkinin içinde kalmaya devam ettiğinde, bir süre sonra çift birbirinden yalnızca duygusal olarak değil, bedensel olarak da uzaklaşmaya başlayabilir. Çünkü insan öfkeli olduğu kişiye yaklaşmakta zorlanabilir. Kendisini değersiz hissettiği kişinin yanında arzu edildiğine inanmakta zorlanabilir. Güvenmediği birine karşı savunmasız kalmak istemeyebilir. Yıllardır anlaşılmadığını düşündüğü eşine dokunmak istemeyebilir. O nedenle bazı çiftlerde cinselliğin bitmesi, aslında ilişkinin çok daha derinlerinde yaşanan problemlerin görünen yüzüdür.

Ama burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Her cinsel isteksizlik, ilişkinin kötü olduğu anlamına gelmez. Stres, yoğun çalışma temposu, çocuk sahibi olmak, fiziksel veya hormonal sorunlar, kullanılan ilaçlar, depresyon, kaygı, yorgunluk ve yaşamın farklı dönemleri cinsel isteği etkileyebilir. Dolayısıyla mesele “Ne sıklıkla cinsel ilişkiye giriyorsunuz?” sorusundan çok daha büyüktür. Asıl soru şudur; “Aranızdaki yakınlığa ne oldu?”, “Birbirinize hâlâ dokunuyor musunuz?”, “Birbirinizi arzuluyor musunuz?”, “Sarılıyor musunuz?”, “Birbirinizin yanında savunmasız kalabiliyor musunuz?”, “Kırgınlıklarınızı konuşabiliyor musunuz?”, “Birbiriniz tarafından görülmüş, anlaşılmış ve değerli hissediyor musunuz?”

Çünkü bazen çiftler yıllarca aynı evin içinde yaşamaya devam ederken fark etmeden sevgililikten çıkarlar. İyi bir ekip olabilirler. İyi anne-baba olabilirler. Ev ekonomisini çok iyi yönetebilirler. Sosyal hayatlarını sürdürebilirler. Hatta birlikte tatile bile çıkabilirler. Ama artık çift olmayabilirler. Cinselliğin uzun süre ortadan kalkması bazen bu uzaklaşmanın en güçlü işaretlerinden biridir. Bu nedenle cinselliğin bittiği bir ilişkide yalnızca cinselliği geri getirmeye çalışmak yeterli olmayabilir.

Önce şu soruya bakmak gerekir; “Bizim aramızda ne oldu?” Hangi kırgınlık tamir edilmedi? Hangi ihtiyaç duyulmadı? Hangi öfke konuşulmadı? Hangi hayal kırıklığı ilişkinin içinde kaldı? Ne zaman birbirimize dokunmayı bıraktık? Ve en önemlisi; “Ne zaman birbirimize ulaşmayı bıraktık?”

Çünkü bazen yatak odasında yaşanan sessizlik, ilişkinin geri kalanında uzun zamandır konuşulmayanların sesidir. O nedenle cinselliğin uzun süredir olmadığı bir ilişkiyi görmezden gelmeyin. “Biz zaten böyleyiz” diyerek normalleştirmeyin. Eğer bu durum eşlerden birini veya her ikisini rahatsız ediyorsa, ilişki size bir şey anlatmaya çalışıyor olabilir. Cinselliğin bitmesi her zaman ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Ama bazen ilişkinin yardıma ihtiyacı olduğunun en güçlü işaretlerinden biridir.