Sevilay Abudaram

Teşvikiye Mah. Poyracık Sk. Feza Apt. No: 18 D: 4 Kat: -1 Nişantaşı Şişli İstanbul

0532 229 84 77

info@drsevilayabudaram.com

Son Yazılarım

İlişkide sınır çizmek bencillik mi?

Birçok insan ilişkide sınır koymayı duvar örmek, uzaklaşmak ya da partnerini dışarıda bırakmak gibi algılıyor. Hatta bazen kendi ihtiyaçlarınızı dile getirdiğinizde bile suçluluk hissedebilirsiniz. “Eşim üzülür mü?”, “Beni artık eskisi kadar sevmediğimi düşünür mü?”, “Birlikte olmak yerine kendime zaman ayırmam bencillik mi?” Oysa sağlıklı bir ilişkide sınır koymak, partnerinizden uzaklaşmak değil; ilişkinin içinde kendiniz olarak kalabilmektir. Çünkü bir ilişki başladığında iki insan tek bir insana dönüşmez.

Hâlâ sizin sevdiğiniz şeyler, ihtiyaçlarınız, arkadaşlarınız, hobileriniz, yalnız kalmak istediğiniz zamanlar vardır. Aynı şekilde eşinizin de kendisine ait ihtiyaçları ve alanları vardır. Ve bunların varlığı ilişkiniz için bir tehdit değildir. Tam tersine, ilişkinizi besleyen alanlardır. Örneğin sizin çok sevdiğiniz ama eşinizin hiç ilgisini çekmeyen bir hobiniz olabilir. Haftada birkaç saatinizi buna ayırmak isteyebilirsiniz. Bazen arkadaşlarınızla eşiniz olmadan görüşmek isteyebilirsiniz. Yoğun bir günün ardından eve geldiğinizde hemen konuşmak yerine yarım saat yalnız kalmaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Ya da hafta sonu tek başınıza bir kahve içmek, yürüyüş yapmak, kitap okumak isteyebilirsiniz. Bunların hiçbiri eşinizi sevmediğiniz anlamına gelmez. Sadece sizin de o ilişkinin içinde ayrı bir birey olduğunuz anlamına gelir. 

Sorun şu ki bazı ilişkilerde yakınlık ile iç içe geçmek birbirine karıştırılıyor. “Beni seviyorsan benimle gelirsin.”, “Benden neden ayrı vakit geçirmek istiyorsun?”, “Ben senin eşinim, neden bunu benimle paylaşmıyorsun?”, “Arkadaşlarınla görüşeceğine benimle vakit geçir.” Bu cümleler zaman içerisinde ilişkinin sınırlarını bulanıklaştırabilir. Ve kişi bir süre sonra partnerini üzmemek, tartışma çıkarmamak ya da yanlış anlaşılmamak için kendi ihtiyaçlarından vazgeçmeye başlayabilir. 

Önce küçük şeylerden vazgeçilir. Bir arkadaş buluşması iptal edilir. Sevilen bir hobiye daha az zaman ayrılır. Yalnız kalma ihtiyacı ertelenir. Kendi istediğiniz bir plan yerine eşinizin istediği plana uyulur. Bunların her biri tek başına çok önemli görünmeyebilir. Ama sürekli tekrarlandığında insan bir süre sonra ilişkinin içerisinde kendi alanını kaybetmeye başlayabilir.

Sınırların önemi tam da burada ortaya çıkar. Çünkü sınır koymak; “Seni hayatımın dışında bırakıyorum.” demek değildir. Tam tersine; “Seni seviyorum, seninle bir hayat paylaşıyorum ama bu ilişkinin içerisinde benim de ihtiyaçlarım, sınırlarım ve bana ait bir alanım var.” diyebilmektir. Üstelik sağlıklı sınırlar tek taraflı değildir. Siz kendi alanınıza sahip çıkarken eşinizin alanına da saygı duyarsınız. Sizin arkadaşlarınız olabileceği gibi onun da olabilir. Sizin yalnız kalmaya ihtiyacınız olabileceği gibi onun da olabilir. Sizin bazı konularda “hayır” deme hakkınız olduğu gibi onun da vardır. Dolayısıyla sınır koymak “Ben ne istersem o olacak.” demek değildir. Bu bencilliktir.

Sağlıklı sınır ise; “Benim ihtiyaçlarım kadar seninkiler de önemli. İkimizin ihtiyaçlarının da yaşayabileceği bir ilişkiyi nasıl kurabiliriz?” diyebilmektir. Çünkü iyi bir ilişkide amaç iki kişinin birbirinin içerisinde kaybolması değildir. Amaç, iki ayrı insanın birbirine yakın kalabilmesidir. Yakınlık için sınırların ortadan kalkması gerekmez. Hatta çoğu zaman tam tersidir.

İnsan kendi alanının güvende olduğunu bildiğinde partnerine daha gönüllü yaklaşır. Kendisine ait alanları koruyabildiğinde ilişkide daha az sıkışmış hisseder. Kendi ihtiyaçlarını sürekli bastırmadığında eşine karşı içinde daha az öfke ve kırgınlık biriktirir. Bu nedenle bazen ilişkinizi korumanın yolu daha fazla birlikte olmak değil, birbirinize biraz alan açabilmektir. Kendinize ayırdığınız küçük bir kahve molası. Sevdiğiniz bir hobi. Arkadaşlarınızla geçirdiğiniz birkaç saat. Bazen yalnız kalabilmek. Bazen “Bugün bunu yapmak istemiyorum.” Diyebilmek. Bazen de partnerinizin sizden ayrı bir şey yapmasına gönül rahatlığıyla izin verebilmek. 

Bunların hepsi ilişkinin sınırlarını oluşturur. Ve bu sınırlar sevgiyi azaltmaz. Aksine, iki insanın birbirini boğmadan, birbirinin alanını işgal etmeden ve kendinden vazgeçmeden sevebilmesini sağlar. Çünkü, sağlıklı bir ilişkide “biz” olabilmek kadar “ben” olarak kalabilmek de önemlidir. Çünkü güçlü bir “biz”, kendisini kaybetmemiş iki “ben”den oluşur. O nedenle ilişkinizde sınır çizdiğiniz için kendinizi bencil hissetmeyin. Sınırlar sevgiyi engelleyen duvarlar değil, sevginin nerede ve nasıl güvenle yaşayacağını belirleyen çizgilerdir. Bir ilişkinin sınırları ne kadar net ve karşılıklı olursa, o ilişkide yakınlık da o kadar özgür ve sağlıklı yaşanır.